Oktay Rıfat’dan Atlar ve Filler

Türk şiirinin en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen 1914 doğumlu Oktay Rıfat Horozcu, aynı zamanda tiyatro türünde de oldukça başarılı eserlere sahip. 1970 yılında Yağmur Sıkıntısı isimli oyunuyla TRT Sanat Ödülleri yarışmasından başarı ödülü alan Oktay Rifat’ın ülkemizde ana akım sayılmamasına rağmen son derece başarılı bir Sigmund Freud eleştirisi içeren oyunu Atlar ve Filler, yerli tiyatro için önem taşıyan eserlerden biri.

Oktay Rifat, Atlar ve Filler isimli oyununda başlıca Sigmund Freud’un id, superego ve ego kavramları üzerinde duruyor. Her bir karakterin kendisiyle beraber aynı zamanda bilinçaltı yansımasını izlediğimiz oyunda incelenmesi gereken birçok karakter mevcut.

 

  • Şehime:

Şehime karakteri, Oktay Rıfat’ın üst benlik yani superego yorumunu tasvir eder. Şehime, yaptığı eylemleri ve ailesinden beklentilerini tamamıyla dış çevrenin kendisine yönelik muhtemel tutumunu baz alarak değerlendirir. Şehime ve eşi Sedat arasındaki ilişki, superegonun toplumun büyük zümrelerinden aile gibi küçük zümrelerine kadar çoğu zaman baskılı etken olduğunu gösterir. Şehime’nin oyun başından sonuna kadar en belirgin motivasyonu, yaşanılan absürt durumun dış çevre tarafından duyulmaması ve kendi superegosunun ihtiyaç duyduğu itibarın sarsılmamasıdır.

 

  • Sedat:

Sedat, nesnel dünyaya ait gerçek imgeyi bulma yolunda davranışlarını kontrol almaya çalışan bir ego tasviridir. İd ve superego arasındaki dengeyi kurmaya çalışırken çoğu zaman nesnel dünyaya bağlı zorluklar yaşayan ve bunların üstesinden gelmek için çabalayan ego, zora düştüğü durumlarda nadir de olsa id yardımına başvurabilir. Sedat karakteri, kendi idi olan Rıdvan karakteri ile arasında geçen bir diyalogta ona ‘’Kendisinin gelişinden sonra tamamen değiştiğini hissettiğini ve rahatladığını’’ söylemiştir. Bu durum, id ve ego arasındaki ilişkinin basit bir yansımasıdır.

 

  • Cengiz:

Cengiz, Sedat ve Şehime’nin oğlu olan Nuri karakterinin ididir. Bir ego tasviri olan Nuri’nin aksine Cengiz, arzuları ve beklentileri konusunda toplumsal düzeyde alışık olunmayan ölçüde açık sözlü ve nettir. Bu durum Nuri’nin nişanlısı bir superego olan Nazan’ın da bölünmesine ve kendisinin imgesel kontrolü sağlayan egoya, yani Pervin’e tamamlanmasıyla sona vermiştir. Cengiz ve Nuri’nin zıtlığı, gündelik kişiliğin bilinçaltı kişiliğinden ne kadar farklı olduğunu gösterir.

 

  • Nazan:

Nazan, id tarafından gelen toplumsal hayata göre aşırı düşünceleri engellemekle görevli bir superego örneğidir. İlk başlarda id, yani Cengiz’in aşırı isteklerine karşı korumacı ve çekingen bir tavır sergilese de; daha sonra bilinçaltımızın kararlarımızdaki gizli baskınlığını ortaya çıkaracak bir sahne olarak kendi egosu Pervin’i ortaya çıkarmıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir